7 Ağustos 2015 Cuma

Josh Malerman | Kafes

Yine çocuğu üniversiteyi kazanmış anne gururu...

Son çevirim Kafes, İthaki Yayınları'ndan çıktı ve bugün raflardaki yerini aldı. Kırmızı bayramlık ayakkabılarını gören üç yaşındaki kız çocukları gibi hop hop zıplıyorum evin içinde; kitaba dair tanıtımlar, yorumlar, fotoğraflar düştükçe iyice elim ayağıma dolanıyor. Çok tuhaf bir his bu... Çok! Çeviriyi bitirdiğim gün Goodreads'e şöyle yazmışım;

Çeviri bitti... Ben de bittim. Korkunçtu, acımasızdı, sürükleyiciydi, gözyaşı doluydu, harikaydı. Başlangıçta gerim gerim geriliyordum ama son elli sayfayı sürekli ağlayarak çevirdim; durup durup ağladım. Çevirirken ağladığım yetmezmiş gibi okurken de zırladım. Bird Box'ı tek kelimeyle tarif etmem gerekse muhtemelen "güçlüydü" derim. Ama o tek kelime bana yetmez; cesaretti, bağlılıktı, yaşama tutunmaktı da diyebilirim. Çok acayip kitaptı anlayacağınız. Bundan on dört yıl önce çeviri yapmaya başladığımda teknik manuellerin altında ezilip duruyordum, sıkılıyordum, bunalıyordum. Hepsi bugün içinmiş. Böylesine vurucu bir kitabın çevirisini tamamlayıp gözlerimdeki saçma sapan yaşları silerken bu yorumu yazmak içinmiş. 
Mesleğimi seviyordum, şimdi daha çok seviyorum.
İyi okumalar,
Aslı



Tanıtım Metninden;

Dışarıda bir şey var…
Görülmemesi gereken korkunç bir şey… Ona atılan bir bakış kişiyi ölümcül bir deliliğe sürüklüyor. Ne olduğunu ve nereden geldiğini ise kimse bilmiyor.
Malorie ve iki çocuğu, olayların başlangıcından beş yıl sonra hayatta kalmayı beceren bir avuç insan arasındaydı. Nehrin kenarındaki terk edilmiş bir evde çocuklarıyla yaşayan Malorie, ailesinin güvende olabileceği bir yere gitmenin hayalini kuruyordu. Fakat onları bekleyen yolculuk tehlikelerle doluydu. Tek bir yanlış hamle ölümlerine yol açabilirdi. Ve onları takip eden bir şey vardı.
Bu bilinmeyene doğru gözbağının karanlığında yaptığı yolculukta Malorie sık sık geçmişi hatırlıyordu. Bilinmez tehlikenin karşısında bir araya gelerek hayatta kalmaya çalışan, kendisini de aralarına kabul ederek onu da kurtaran ev arkadaşları teker teker aklına geliyordu: Bir zamanlar yabancı olan bir grup insanın birer birer kapısını çaldığı evde kurdukları ortak hayat... Ancak sağ kalan ve kapılarını çalan insanlar arttıkça ortaya yüzleşmeleri gereken bir soru çıkmıştı: Herkesin aniden delirdiği bir dünyada kime güvenilebilirdi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder