19 Temmuz 2015 Pazar

Mo Hayder | Kuş Adam

Zaman zaman şımarmadığımı söylemek mümkün değil ama en büyük şımarıklıklarımı da hep kitap isterken yapıyorum. Neyseki çok tatlı arkadaşlarım var; üç yaşında bir kız çocuğu edasıyla ayaklarımı yere vura vura, "Bana bu kitabı alın; n'oooooluuuuur!" demeye başladığımda her defasında biri çığlıklarımı duyuyor. Kuş Adam'a da işte öyle bir şımarıklık sonunda kavuştum; teşekkür ederim Zahide, hem kitabım hem o sevimli takvimim hem de içindeki sımsıcak mektup için! Ay lav ya!

Bir süredir üst üste distopyalar okuyor ve asıl tarzım olan polisiye/gerilimleri özlüyordum. Kuş Adam'ı ve özellikle de kapağını görünce, "İşte!" dedim, "açlığımı doyuracak bir kitap!" Kitap bana geldiği sırada okumakta olduğum başka bir kitap olduğundan rafımda beni bekleyen Kuş Adam'a ne zaman baksam ağzım sulandı. Lakin... Çok umduğum gibi çıkmadı kitap. Evet, polisiyeydi. Evet, gerilimdi. Evet, dili yalındı. Öteki yandan, 350'inci sayfaya kadar yavaş yavaş okudum kitabı. Hani böyle elime aldığımda bir solukta yüz sayfa okuyacağım türden bir hikaye değildi. Diğer yandan, son 100 sayfayı da bir o kadar heyecanla okudum. Benim ölçeğimde ortalama bir polisiyeydi ama hikayedeki keskin dönüşler, sağ gösterip sol vurmalar falan oldukça keyifliydi.

Mo Hayder'in Caffery isimli bir karakteri var ve Kuş Adam onunla tanıştığımız ilk roman. Adam karizmatik, yakışıklı, zeki, hoş ve tabii ki travmalı. Polisiye yazarlarının özellikle travmalı karakterler yarattığını ve onların travmalarından bahsetmeyi sevdiğini biliyoruz ama Mo Hayder bunu biraz uzatmış. Ewan'ı ve Veronica'yı daha az okuyabilirdik. Hatta belki de buydu ilk 350 sayfanın yavaş gitmesine neden olan... Hikayeye odaklanmak varken arada başı sonu olmayan travmalara girmek tempoyu biraz düşürdü. Öte yandan, az önce de dediğim gibi ana hikaye çok kıvrak ve hareketliydi.

Kitabın çevirisi ve edisyonu da oldukça başarılı. Pegasus zaten bu konuda genellikle iyi işler çıkarıyor. Bazı cümlelerin kuruluş tarzından ötürü zorlanmış olsam da Boğaç Erkan'ın çevirisini beğendiğimi söyleyebilirim. Sadece bir yerde "bong" ya da en kötü ihtimalle "pipo" olarak çevrilmesi gereken "water pipe" ifadesinin "su borusu" olarak çevrildiğini görünce biraz güldüm. Lakin 430 sayfalık bir kitapta sadece buna takıldığım ve kitap çevirmenleri olarak hepimizin zihninin dağıldığı bir nokta olduğunu bildiğim için bunu gülümseyerek karşıladım.

Velhasılkelam,


Ben yine kitabın kendisinden daha uzun yorumlar yazmaya başlamadan mevzuyu bitirsem iyi olacak:) Güzeldi, ortalamaydı, daha iyi odaklanabilseydim Goodreads'te dört yıldız verebileceğim bir kitap olabilirdi. Ama az önce bahsettiğim nedenlerden ötürü üç buçukla yetinmek zorunda kaldı.

İyi okumalar, kuşlar, çiçekler, böcekler,

Aslı.



1 yorum:

  1. ne teşekkürü yahu..
    benim için zevkti..
    ben de okuyayım en kısa zamanda
    çok öpücük...

    YanıtlaSil