30 Mayıs 2015 Cumartesi

Jane Casey | Acımasız



Bir kere daha anladım ki bir kitabı bitirir bitirmez yorumumu yazmazsam bloguma yazı yazmayı akıl etmem için kırmızı kar yağması gerekiyor. En iyi ihtimalle kitaba dair detayları unutuyorum. Sonra mesele tam bir domino taşı etkisine dönüyor. Yazılmayı bekleyen kitaplar çoğaldıkça yazmayı erteliyorum. Blogum atıl kalıyor. İçimde büyüyüp rahatsız edici bir hal alan sorumluluk hissi de cabası.

5. Kurban biter bitmez zaten rafta hazır bekleyen Acımasız'a geçtim. Hangisini daha çok sevdim, bilemiyorum. Ama sanırım 5. Kurban kendini biraz daha hızlı okutmuştu. "Sanırım," diyorum çünkü birkaç alıntı ve genel olay akışı dışında iki kitaba dair doğru düzgün herhangi bir detay hatırlamıyorum. Evet, ikisi de onları okuduğum dönemde bana iyi geldiler, zihnimi temizlediler. Öte yandan, üzerimde bir Double Cross, bir Midnight Club etkisi bırakmadılar.


Maeve aynı Maeve. Hala (!) çalışma arkadaşlarının tacizlerine uğruyor. Hala diğer polislerden farklı davranıyor. Hala gitgelleri var. Annesi hala dırdır ediyor. Godley hala ilginç bir şekilde onu kolluyor. Ve yeni ortağı, tahmin edebileceğiniz üzere, tam bir baş belası çıkıyor. Hala (!) çalışma arkadaşlarının tacizlerine uğradığını söylemiş miydim? Söylemediysem hemen tekrarlayayım (!): Hala (!) çalışma arkadaşlarının tacizlerine uğruyor.


Anlayabileceğiniz üzere Jane Casey şu erkek polislerin kadın polislere karşı uyguladığı tacizler konusuna epeyce takık. Bunu kendine bir meram olarak alıp duruma eleştirel bir yaklaşım sergilemeye çalışmasına saygı duyarım. Beni bozan kısım, zaten gereğinden uzun olan kitabın hemen her sayfasına neredeyse birbirinin aynı cümleler ekleyerek bunu yapmaya çalışması. Bu yüzden "Eeeeh, yeter be!" dediğim çok yer oldu.

Öte yandan, Acımasız'ı sevmeme neden olan şey, kitabın içinde barındırdığı ahlaki çelişkiydi. Seri katilin peşine düşüp korkunç işkencelerle öldürdüğü tipler pedofili olunca insan şöyle bir durup düşünüyor. Bir pedofil öldürüldüğünde, soruşturmayı masum bir çocuk öldürülmüş gibi yürütmek mümkün müdür? Ben olsam ne yapardım? Katili bulmaya gerçekten de o kadar istekli davranır mıydım? Diğer yandan, öldürülen pedofil de olsa çocuk da olsa insandan bahsediyoruz. Kimsenin yaşama hakkı elinden alınamaz. O durumda pedofili katilinin peşine de tıpkı masum bir çocuk öldürülmüş gibi büyük bir azim ve adalet duygusuyla düşmek gerekmez mi? Kendimi bilemedim ama Maeve düşüyor. Ve 5. Kurban'da da olduğu gibi hikaye akışı içinde o kadar çok viraj yaşanıyor ki kitap çok başka bir hikayeyle son buluyor. Tam bir Arif'in Manchester'a attığı golü ararken nereye geldim örneği.

Kitabın çevirisi 5. Kurban'daki kadar iyiydi. Üzerinden zaman geçtiği için beni rahatsız eden noktalara dair örnek veremiyorum ama şu anda hatırlamıyorsam zaten yeterince rahatsız etmemiş demektir:) Selin Yurdakul'un cümle yapısını seviyorum. Sadece 5. Kurban'daki gibi esprili kısımları biraz daha vurgulaması gerektiğine inanıyorum.

Neyse.
Detaylarını unuttuğum bir kitaba dair ne çok konuştum değil mi?

Herkese iyi okumalar.
Aslı


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder