7 Nisan 2015 Salı

Paula Hawkins | Trendeki Kiz

Trendeki Kiz'i Facebook'ta verilen ilk reklamlarindan beri ilgi icinde takip ediyordum; yurtdisinda inanilmaz bir satis rakamina ulasmis, burada da epeyce tuttu, bloggerlar yere goge sigdiramadilar derken kitap beni cok acayip heyecanlandirmaya basladi. Hatta kitabi o kadar istedim ki Facebook hesabimda "Blki bana hediye almak istersiniz," diyerek paylastim. Ve dunya tatlisi bir adam cikip bana kitabi aldi. Dunyanin en tatli hediyesiydi.

Lakin... Kitap beklentilerimi karsilamadi. Bunun aslinda bir cok nedeni olabilir. Ilk olarak ciddi bir polisiye okuyucusuyum. Bu baglamda "kusursuz polisiye" ve "kusursuz kurgu" konularinda belirli bir zevkim var. Ikinci olarak, az once de soyledigim gibi baslangicta o kadar cok heyecanlanmistim ki sanirim cok acayip bir seyler bekledim. Soylediklerim, kitabin kotu bir kitap oldugu algisini yaratmasin. Ortalama, herkesin okuyabilecegi, heyecandan deliye dondurmeyen bir kitapti.

Trendeki Kiz, surekli Rachel'in ic yolculuguyla ilerlediginden bana biraz duragan geldi. 200'uncu sayfaya kadar surekli dananin kuyrugunun kopmasini, kitabin hizlanmasini bekledim. 200'uncu sayfa itibariyle ise fena sayilmazdi. Ancak oraya kadar alkolik bir kadinin ic hesaplasmasini okumak beni biraz yordu. Evet, yazar caresizligi vurguluyor. Evet, bunu damarlarinizda hissediyorsunuz. Ancak bir yerden sonra tum o travmalar tekrara dusuyor. Iste tam olarak bu durum kendimi polisiye okuyor gibi degil de, herhangi bir roman okuyor gibi hissetmeme neden oldu. Ote yandan, sonu ise bence surpriz bir son degildi.

Sanirim kitaba bir turlu odaklanamadim, beni icine cekemedi. Bunun en buyuk nedeninin kitabin cevisi oldugunu saniyorum. Genel olarak baktiginizda "yanlis" ceviri degildi; "ara ara tekleyen basarili bir isti". Sadece "bunun cok daha iyisi olabilirdi". Ornegin, sevgilinizle bulusursunuz degil mi? Bulusmadir yani yaptiginiz seyin adi. Toplanti seklinde cevrilmis. Deyimler bolunmus. Sifat siralamalarinda sorun olmus. Uc satirlik bir cumlenin yuklemi olan "solugu almak" oyle uzun bir betimlemeyle bolunmus ki cumlenin basinda havada kalmis bir "solugu" okuyor ve "Nereden geldi lan bu?" diye dusunuyorsunuz. Hele bir hamilelik mevzusu vardi ki oradaki zaman kaymasi "Simdi bu kadin hamile mi? Yok, eskiden mi hamileymis? Hamileymis ama ne zamanmis? Laaaan!" gibi sorulara neden oluyor. Bir de kitabin ilk yarisinda tek bir yazim hatasi yokken 200'den sonra sik sik yazim hatalariyla karsilasiyorsunuz.Yine de kitabin genel anlamda cevirisi basarili; belki de bu yuzden bahsettigim hatalar o denli gozume batmistir. Emekleri icin kitabin cevirmeni Aslihan Kuzucan'in ellerine saglik.

Kitabin kapagina bayildim! Hikayede alti cizilesi cok fazla cumle geciyor. Ve o cumlelerin ozenli cevrilmesi de sanki kitap tarafindan kafaniza firinci kuregi ile vurulmasina neden oluyor. Ornegin; "Bazi savaslar savasmaya degmez," bayagi durup dusunmeme neden oldu. Hikaye gercekten guzel. Yukaridaki elestirilerimin cogu, kitabin polisiye/gerilim olarak pazarlanmasindan kaynaklaniyor sanirim. Sayet "Derin bir ic hesaplasma ve kayip bir kadin" gibi bir ifadeyle pazarlansaydi hayal kirikliklarinin onune gecilebilirdi.

Kitaba Goodreads'te 3,5 puan verdim. Ortalama polisiyelere verdigim fiks puan. Ama isterdim ki cok daha iyisini verebileyim, nefesimi tutup oyle okuyayim. Olmadi. 

Herkese iyi okumalar,
Asli 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder