1 Ocak 2015 Perşembe

Rick Riordan | Labirent Savaşı

Labirent Savaşı da bitti! 

Bir yanım, "Aslı," diyor. "Çabucak oku! Ve bir an önce Rick Riordan'ın diğer serisine geç!" Diğer yanım ise "Lan! Bunlar biterse eksiklik hissetmeyecek misin? Percy, Annabeth, Kıvırcık ailenden biri gibi olmadı mı?"diye araya giriyor. Çıkmazdayım:)

Daha önce defalarca dediklerimi tekrarlamayacağım. Bu seriyi pek sevdim; her kitapta Yunan mitolojisine dair yeni şeyler öğreniyorum. Şimdi geri dönüp de bakınca Yunan mitolojisine veya efsanelere dair okuduğum nispeten "sıkıcı" kitaplara harcadığım zamana ara ara yanıyorum çünkü bunları öğrenmenin meğer çok daha eğlenceli bir yolu varmış. Artık 15 yaşında olan Percy'nin maceralarıyla kıkırdayarak öğrenmek de mümkünmüş.

Labirent Savaşı'nda Minos Uygarlığı'na gidiyor, Daedalus'un inşa ettiği o ünlü labirentte kayboluyoruz. Minos'un hayaleti peşimizi bırakmıyor, Annabeth'in aldığı görev hayatına mal olabilecek kadar tehlikeli, Nico bambaşka bir şeyin peşinde, Titanlar gittikçe güç kazanıyor. Pan hala kayıp. Kronos ise labirenti kullanarak Melez Kampı'na girip kampı yerle bir etmek istiyor çünkü melezler olmazsa Olimpos'u kurtaracak kimse kalmayacak. Anlayacağınız Labirent Savaşı başınızı döndürecek kadar çok heyecanla dolu. Tam "Aha! Sonunda ortalık sakinleşti," derken başka bir yerden bir aparkat yiyorsunuz.

Yiğit Kadir Us'un çevirisi yine oldukça başarılı ancak bu kitapta, editörün daha öncekiler kadar iyi bir iş çıkarmadığını gördüm. İmla ve yazım hatalarının sayısı bayağı dikkatimi çekecek kadar fazlaydı. Kitaplarda sık karşılaştığımız bir durum bu ancak serinin önceki kitaplarındaki özenli çalışmayla kıyaslayınca biraz hayal kırıklığı yaşadığımı söylemeliyim.

Şimdi serinin son kitabı olan Son Olimposlu'ya geçiyorum. Bir kitabın bitmesini hem bu denli istemek hem de bu kadar istememek de mümkün olabiliyormuş demek ki:) Bakalım daha neler öğreneceğiz:)

Bu arada, eski kitaplardan bir yılbaşı ağacı yaptım ve sanırım birkaç ay boyunca bozmaya kıyamayacağım:) Sizin de aklınızda olsun, sıcacık bir hava katıyor eve. Hem de ağacın yanına kıvrılıp elimde kahve dolu koca bir kupayla kitap okumanın zevki kelimelere bile dökülemez.

Herkese tatlı yıllar! Sadece iyi insanların mutlu olduğu bir yıl olmasını istiyorum 2015'in!
Sevgiler,
Aslı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder