18 Aralık 2014 Perşembe

Rick Riordan | Canavarlar Denizi

Canavarlar Denizi, benim için sadece güzel bir kitap değil artık. Canavarlar Denizi, benim aklımı koruyan kitap. Haftasonu işim nedeniyle şehir dışındaydım; Antalya'ya giderken yol boyunca kitabın yarısından fazlasını bitirmiştim. Keyiften bayılıyordum. Ama dönüşüm öyle olmadı; kedilerimden biri kötüleşmiş, veteriner %50 yaşama şansı var diyordu. Apar topar İzmir'e geri döndüm. Otobüste panik atak geçirmememi, ağlamaktan ölmememi ise Canavarlar Denizi'ne borçluyum. Beni aldı, ve gülümseyerek okuduğum bambaşka bir dünyaya taşıdı. Aklımı koruma görevini ise dün Titan'ın Laneti'ne bıraktı zira benim küçük oğlum, Ink'im, Inky Pinky'm dün sabah beni bırakıp gitti. Öldü çocuğum. İki gündür ağlamadan geçirebildiğim yegane anları Titan'ın Laneti'ne borçluyum.

Bilmeyenler için; Canavarlar Denizi, Doğan Egmont'tan çıkan, Rick Riordan'ın yazdığı Percy Jackson ve Olimposlular serisinin ikinci kitabı. İlk kitap olan Şimşek Hırsızı'nı okuduktan sonra serinin geri kalanını okumadan edemezdim zira temelinde bir gençlik serisi olsa da benim gibi koca bir kadının elinden bırakamayacağı bir macera sunuyor bu seri. Antik Yunan'ın tanrılarını modern dünyada görmekten acayip keyif alıyorum. Ama, sanırım, en çok sevdiğim şeylerden biri, Yunan mitolojisindeki yerlerin modern dünyaya uyarlanma şekli. Okurken "Gerçekten lan! Oha! Cidden!" gibi kibarlıktan oldukça uzak beyanlarda bulunduğum oluyor. Tüm bunlara ek olarak, kitabın (ve hatta serinin) çevirmeni Kadir Yiğit Us çok iyi bir iş başarmış. Yarattığı dil hem çok kolay okunuyor hem de gerçekten on dört yaşında bir çocukla konuştuğumuzu hissettiriyor. Arada editörden kaçan küçük hatalar olmuş ama artık o kadarı kadı kızında da olur diyorum.


Bir önceki kitapta, yani Şimşek Hırsızı'nda, ilk görevinin üstesinden başarıyla gelen Percy'yi bu defa daha zorlu bir macera bekliyor çünkü Kıvırcık'ın başı dertte, Melez Kampı'nın başı dertte, Kherion'un başı dertte, kendisinin başı dertte; anlayacağınız, başı dertte olmayan kimse yok. Percy ve Anabeth, tüm bu belaları savuşturmak için yanlarında sürpriz bir misafirle birlikte Canavarlar Denizi'ne yelken açıyor ve biz de yeni tanrılarla tanışıp bir dolu yeni şey öğreniyoruz. Bir önceki kitapta üç büyük tanrı ile tanışmıştık. Canavarlar Denizi'nde ise Hermes'le tanışıyoruz.

Bu seriyi seveceğimi zaten biliyordum ama ona bu kadar çok şey borçlu olacağımı hiç tahmin etmezdim. Acımı, evdeki sessizliği, küçük kara oğlumun gidişini bana unutturan, arada nefes almamı sağlayan seri oldu Percy Jackson ve Olimposlular. Siz de Percy'nin maceralarını okuyun istiyorum ama umarım acıyı unutmak için değil, modern dünyaya ayak uyduran tanrılarla tanışmak için okursunuz.

Sevgiler.
Aslı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder