2 Kasım 2014 Pazar

Max Allan Collins | CSI: Kanıt Peşinde / Günah Şehri

Polisiye sevdiğimi bilirsiniz. Günah Şehri'ni elime aldığım gün halsizdim, uzanmam ve bir sonraki güne enerji toplamam gerekiyordu ancak hiperaktivite nedeniyle bir türlü yerimde duramıyordum. "Kitap," dedim. "Şu anda beni yerime mıhlayacak tek şey yalın ve sürükleyici bir polisiye." Koltuktan kalktım, kütüphaneme doğru ilerledim, elimi CSI Kanıt Peşinde'ye attım ve yorganın altına girdim. Sonunda ne mi oldu? Bütün günümü yanıp kitap okuyarak yatakta geçirdim. Kim demiş kitaplar gribe ve halsizliğe iyi gelmez diye!?

Günah Şehri, aslında CSI serisinin ikinci kitabı ancak bodoslama ikinci kitaba dalmış bir okuyucu olacak birinci kitabı okumamış olmanın eksikliğini hissetmediğimi söyleyebilirim. Zaten kitap, kitap değil de CSI dizisinin bir benzeriydi sanki! Özellikle olay yeri inceleme ekibinin kanıtların peşinde oraya buraya parmak izi döktüğü, kılları topladığı bölümlerde CSI New York'un soundtrack'i zihnimde yankılanıyordu. Altını çizdiğim hiçbir cümle olmadı fakat elimden bırakmadan da okudum. Çevirisi çok başarılıydı. Dili yalındı. Sürükleyiciydi. Günah Şehri sayesinde artık turp gibiyim:)

Günah Şehri'nin beni hayal kırıklığına uğratan tek yanı, katillerin kim olduğunu daha kitabın yarısına gelmeden tahmin edebilmiş olmam. Öteki yandan, kitabı bir edebiyat şaheseri değil de bir hızlı okuma olarak gördüğümden ve hatta yer yer dizi izliyor gibi hissettiğimden bu durum da beni çok rahatsız etmedi. Yine de... Kitabın sonuna kadar katillerin kim olduğunu tahmin edemeyip merakla okumayı tercih ederdim.

Serinin diğer kitaplarını özellikle gidip kitapçılarda aramayacağım ancak indirimde olduğunu görürsem affetmem, alırım. Önünde sonunda yine hasta olacağım ve beynimin ağır kitapları kaldıramayacağı bir an gelecek. O an, CSI Kanıt Peşinde'nin beri bir defa daha iyileştirmesine ihtiyaç duyacağım.

Sevgiler,
Aslı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder