24 Temmuz 2014 Perşembe

Alper Canıgüz | Tatlı Rüyalar

Zeki Müren'in Zeki Müren rolünde olduğu filmlerde canlandırdığı karakterlerin gerçek Zeki Müren'le ilgisi ne kadarsa, bu kitapta sözü edilen kişi ve olayların gerçekle ilgisi o kadardır.

Böyle başlayan bir kitabı sevmemek mümkün mü? 

Alper Canıgüz'ün adını, sizin de tahmin edebileceğiniz üzere, çok sık duyuyordum ancak kitaplarını bir türlü elime alamamıştım. Murat Menteş'in Ruhi Mücerret'inde Alper Canıgüz'e atılan sevimli lafları da okuduktan sonra Canıgüz'e bulaşmamak olmayacaktı. Tatlı Rüyalar'dan sonra büyük bir memnuniyetle de diyorum ki "İyi ki bulaşmışım!" Aslında Alper Canıgüz'ü ne kadar çok seveceğim kitabın henüz ilk 50 sayfasından belliydi. Kahve suyunu koydum ve kitabı elime aldım. Kitabı elimden bırakabildiğimde, 50 küsuruncu sayfadaydım ve kahve suyu kaynaya kaynaya bitmişti.

Her şey, 25 yaşında ve iki dil bilen, entelektüel birikimi yüksek bir gencin, hayatına devam edebilmek üzere yaşamının bir kısmını satılığa çıkarmasıyla başlıyor. Hector Berlioz adında yarı Fransız yarı Türk bir adam, Hamit'in yaşamına talip oluyor. Hector'un büyük bir planı ve planını hayata geçirmesi için bir işbirlikçiye ihtiyacı var. Diğer yanda ise rüyalarında, paralel bir evrene gittiğine inanan bir adam ve rüya ile gerçeklik arasındaki sınırı bulabilmesi için yardım istediği bir psikoanalist var. Her şey bir anda oluyor, hikayeye başladığınız gibi kendinizi kitabın içinde kaybediyorsunuz.

"... düşleriniz ancak ve ancak onlara inanacak kadar güçlüyseniz gerçektir."

Tatlı Rüyalar, gerçeklikle rüya arasındaki çizginin çok ince olduğu ve kendinizi, her an birinin içinde kaybedebileceğiniz kocaman bir dünya. Kitabın kurgusunun, yalın dilinin, hikayenin çekiciliğinin yanı sıra, kitaba dair en çok sevdiğim şeylerden bir tanesi, Alper Canıgüz'ün kitabı gereksiz yere tek bir kelime uzatmamış olması. Her şey öyle kararında ki ne aklınızda bir soru işareti kalıyor ne de kitabın içinden çıkarmayı düşüneceğiniz bir bölümle karşılaşıyorsunuz. Canıgüz'ün dilinden bahsetmişken aynı kulvarda yer aldıkları Murat Menteş ile küçük bir kıyaslama yapmadan olmaz. Murat Menteş'in kelime seçimleri ve cümle yapıları, Canıgüz'e göre biraz daha ağdalı. Dolayısıyla, Canıgüz'ü Menteş'e göre daha kolay okuduğumu itiraf etmeliyim.

"Belki de insan korktuğu için kaçmıyor, kaçtığı için korkuyor?"

Uzun zamandır Türk yazarlardan uzak durduğum için kendi kendime kızmama neden olan Murat Menteş ve Alper Canıgüz gerçekten okunmaya değer. Ama daha önce Ruhi Mücerret hakkında yazdığım yazımda da söylediğim gibi, bu gibi yazarların ve hikayelerin gerçekten sadece hasarlı ruhlar tarafından okunması gerektiğine inanıyorum. Nedense, sahilde, cıstak cıstak müzik eşliğinde, bikini izini yok etme derdinde olan bir kadının elinde Tatlı Rüyalar'ı görürsem tüylerim diken diken olacakmış gibi geliyor:)

Sevgiler,
Aslı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder