5 Haziran 2014 Perşembe

Tolga Karanlikoglu | Mavi Ayin Altinda

Uzun zamandir Turk yazar okumayisimin, daha dogrusu okuyamayisimin kendimce bircok nedeni var. Bunlarin en basini ise okudugum tarz cekiyor. Ne yazik ki Turkiye piyasasindan polisiye/gerilim adina cok iyi isler cikmiyor. Ulusal edebiyat, en kolay prim elde edebilecegi dramlarin uzerine kurulmus gibi gelir bana. Aglatmak ve guldurmek, daima korkutmaktan veya germekten daha kolay olmustur. Bu nedenle senelerdir soz konusu tarz dahilinde Turk yazarlardan uzak duruyordum. 

Derken gectigimiz aylarda gelen bir e-mail beni, onyargilarimi bir daha gozden gecirmeye sevk etti. Tolga Karanlikoglu'nun once soyadi ve yazdigi turun uyumu dikkatimi cekti, ardindan Goodreads'deki yorumlara goz gezdirdim ve son olarak, icinde cok da sevimli bir notla bana gondermis oldugu kitabini okumaya basladim. Sizden tek ricam incelememi okurken cok uzun zamandir Turk yazar okumadigimi ve orijinal dilden okumam nedeniyle Turkce'ye cevrilmemis dahi olsa turunun en guzel ornekleri arasinda kayboldugumu unutmamaniz.

~

New York'ta bir dizi cinayet isleniyor. Yalniz yasayan kadinlar bogazlari kesilmis bir sekilde izbe sokaklarda bulunuyor. Cinayetleri cozmeye calisan Dedektif Wiley bir turlu istedigi yere ulasamazken unlu muhabir Jena Brown cinayetlerin pesini birakmiyor. Hele bir de dokundugu objeler sayesinde gelecegi gorebilen John ile de tanisinca av gittikce hizli bir hal aliyor. 

~

Tolga Karanlikoglu'nun odaklandigi konuyu, hikayeyi anlatisini ve ozellikle altinin cizilmesi gerektigini dusundugum betimlemelerini cok begendim. Zaten hepi topu 330 sayfa olan kitabi uc gunde ve aslinda hic de fark etmeden okudum. Okurken nefesimin kesildigini soyleyemeyecegim lakin oldukca akici giden sayfalari cabuk cabuk cevirivermisim. Bunun en buyuk nedenlerinden biri Tolga Karanlikoglu'nun betimleme becerisi; betimlemeleri oylesine istedigim gibi yazmis ki gereksiz detaylar tarafindan bogulmadan sahneleri kolaylikla zihnimde canlandirabildim.

Oteki yandan kitabin zayif noktalari da yok degil. Bunlardan bir tanesi ve bence okuma zevki acisindan en onemlisi imla hatalari. Ne yazik ki cokca karsilastigim yazim yanlislari korsan kitap okuyormusum gibi hissetmeme neden oldu ama bunun icin yazari degil, yayinevini ve redaktoru elestirmeliyiz.

Tolga Karanlikoglu'nu elestirecegim noktalara gelince... Hikayenin New York'ta gecmesini luzumsuz goruyorum. Sadece dokuzuncu ve on birinci caddelerden ve Manhattan manzarasindan birkac cumle ile bahsedildigi dusunuldugunde kitap, Ankara, Istanbul ya da Adana'da dahi gecebilirdi. Ve bence, boyle bir secim daha yerinde olurdu. Cunku... cunku hikaye tamamen Turk kulturu ile yazilmis; hayat kadinlari hakkindaki "mahalle dedikodulari", "sulaleye sovmeler", fetisizmi "sapikca" bulmalar... Aslinda karakterler bile oylesine Turk ki! Bu kitabin, kitap boyunca adi en fazla 10 defa edilen New York'ta degil, Istanbul'un arka sokaklarinda gecmesini cok isterdim.

Beni rahatsiz eden bir diger nokta ise yazarin kimi yerde yalinlikla yuzeyselligi karistirmasi ve bunun sonucunda ortaya cikan mantik hatalari. Yazar, iki karakteri asik ederken "Ve birbirlerine asik oldular, bir anda butun hayata bakislari degisti" diyebiliyor ve bu cok rahatsiz etmiyor zira o sureci hepimiz tahmin edebiliyoruz. Nerede rahatsiz etmeye basliyor biliyor musunuz? Kitabin pisirik, cekingen, ilkokulu yarida birakmis, yazarin ifadesiyle "bir gazete basligini 20 dakikada okuyabilecek kadar okuma yazma bilen" bas kahramani John, bir aydan daha uzun olmayan bir sure icerisinde bir kutuphanede calismaya baslayip uc gunde bir roman bitirdiginde veya bilgisayar basina oturup bir adres tespit edebildiginde... Kisacasi, kitabin kapsadigi zaman araliginda her sey isik hiziyla gerceklesiyor gibi ve bu durum da cesitli mantik hatalarina neden oluyor zira soz konusu aslan kesilmeler ve ardindan kitap kurduna donusmeler, Gora'daki kasetli yukleme sistemi gercek olmadigi surece en az birkac yil surmeli:)

Yazari ve redaktoru birlikte elestirecegim ancak yazar, redaktor ve kitabi okuyanlar disinda pek kimsenin anlamayacagi bir konu daha var. Tony Truman karakterine, Dedektif Wiley nasil olur da Doktor Mailey diye seslenir? Onun Mailey oldugunu bilmiyor ki! O onun icin Doktor Truman! Bu dikkatsizlik dikkatli bir baska okuyucunun da gozunden kacmayacaktir.


Velhasilkelam... Mavi Ayin Altinda, cok akici ve keyifli olabilecek bir kitabin final versiyonundan bir onceki taslagi andiriyor. Redaktor tarafindan dogru bir sekilde revize edildiginde ve yazar da soz konusu mantik hatalarini ortadan kaldirdiginda serinin ikinci kitabini dort gozle bekleyecegim bir kitap olabilirmis. Ha, simdi ikinci kitabi beklemiyorum mu saniyorsunuz? Ciksin, ilk okuyacaklardan biri benim cunku merak ediyorum. Sadece az once bahsettigim materyal hatalarin okuma zevkimi bozmasini istemiyorum.

Opucukler, mavi aylar, karanliklar.
Aslı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder