3 Haziran 2014 Salı

Robin Sloan | 24 Saat Açık Kitapçının Sırrı

Bay Penumbra, neon ışıklar saçan bir striptiz kulübünün hemen yanındaki 24 Saat Açık Kitapçısına giren herkesi bu soruyla karşılıyor. Uzun, dar ancak üç ya da dört kat yüksekliğinde bir kitapçı bu. Tozlu raflar sanki sonsuzluğa kadar uzanıyor. En üst raftaki kitabı almak ise kimi zaman dağcılık becerileri gerektiriyor. Bay Penumbra kitapçının sahibi ve Penumbra'nın vitrindeki "eleman aranıyor" ilanını görüp gelen Clay'den çok özel bazı talepleri var.


  • Kitapçının arkasındaki raflardaki kitaplar tezgahtar tarafından asla açılıp okunmayacak.
  • O kitapları almaya gelen insanlar, kayıt defterine kaydedilecek. Ama öyle sadece müşteri numarasıyla falan değil! Giysileriyle, görünümüyle, ruh haliyle...

Nasıl bir kitabevi 24 Saat açık olabilir ki? Nasıl bir kitabevi müşterilerinin nasıl göründüğüyle ilgilenir? Nasıl bir kitabevinde günde bir kitap bile satılmaz? İşi kabul eden Clay, akşamları Oliver'dan devraldığı ve sabah saatlerinde Penumbra'ya devrettiği mesai saatleri sırasında durmadan bunları düşünmeye başlıyor. Kurcalıyor, kurcalıyor, kurcalıyor... Eh, sonunda, çarklardan birini hareket ettiriyor ve, aniden, kendini ve arkadaşlarını yüzlerce yıllık sırları kovalarken buluyor.

Bu yazıyı yazarken öylesine zorlanıyorum ki... Zira, kitaba bayıldım ancak kitabı nitelemek için seçeceğim sıfatların neredeyse hepsi çoğunuz tarafından "olumsuz" olarak algılanabilecek sıfatlar. Örneğin, 24 Saat Açık Kitapçının Sırrı tuhaf bir kitap. Evet, sanırım bundan daha iyi bir sıfat bulamam; tuhaf. Benim için, taparcasına sevdiğim Tom Robbins'in kitapları da tuhaftır mesela. Bir başka kitaplar bunlar, özel kitaplar. Hatta bence, herkes tarafından değil, sadece gerçekten kitabın altındaki meramı anlayabilecek okuyucular tarafından okunması gerekir. Mesela, Starwars izlememiş olanlar bu kitabı okumasın. Bilgisayar, IT, Google gibi konularda bilgisi olmayanlara da önermiyorum. Bu kitabı çok sevmek için biraz "nerd" olmak gerekiyor. Fantastik edebiyat sevmek ve zamanında, FRP oynamak da! 24 Saat Açık Kitapçının Sırrı da işte böyle bir kitap; aynı zamanda ironik! Hatta, adeta bir FRP senaryosu! Yüzlerce yıllık sırlar, tozlu kitaplar, şifreler, Google, teknoloji, bulmacalar, tarikatlar, daha çok Google, ejderhalar, bilgisayar korsanları, kitaplar ve bir kitap etrafında dönen şaşırtıcı, tuhaf, ironik ve sürükleyici bir senaryo...

Teknolojinin kitapların yerine geçmesinin kaçınılmaz olduğunu görmeme neden olan kitabı okurken şunu fark ettim: Teknolojinin hayatıma bu denli girmesini istemiyorum. Hayatımı ve zevklerimi neredeyse kendi zekasına sahip ekranların ellerine teslim etmek istemiyorum. Kitaplar olmalı hep; sarı saman kağıda basılmış, mis gibi kokan kitaplar. Sayfaların arasında rengarenk ayraçlar olan, yaşanmışlığı hissettiren kitaplar... E-Book'lar dünyayı fethetmesin. Kindle'lar çantalarımızdaki kitapların yerini almasın; herkesin çantasına girmesin. Lütfen girmesin! LÜTFEN!

"Hep ölümsüzlüğün yolunun insan beynini kontrol eden küçük robotlardan geçeceğini düşünmüşümdür," diyor. "Kitaplar hiç aklıma gelmemişti."

Anlayacağınız, Robin Sloan şu andan itibaren ne yazsa okurum. Dili, kelime seçimleri, kurgusu kusursuz.
Bir an önce kesmezsem sonsuza kadar sürecek olan yazıma doğrudan Robin Sloan'ın cümleleriyle son vereyim. Ne demek istediğimi anlayacaksınız.

İyi Okumalar,
Aslı

"Sonra, diğer okuduğunuz kitaplarda olduğu gibi, benim kitabım da yavaş yavaş zihninizde yok olup gidecek, ama umarım şunları hatırlarsınız: Adamın biri karanlık ve ıssız bir sokakta yürümektedir. Hızlı adımlar atıyordur, nefes nefese kalmıştır. Bir şeyleri merak ediyor, öğrenmeye ihtiyaç duyuyor. Kapının üzerinde bir çan çalar. Kapının ardındaysa bir tezgahtar, bir merdiven, insanın içini ısıtan güneş ışığı ve işte, doğru zamanda gelen doğru kitap..."


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder