5 Haziran 2014 Perşembe

Michael Connelly | Yanlış Numara

James Patterson'la tanıştığım günlerde adamın bütün kitaplarını okumak istiyordum; bu nedenle durmadan James Patterson alıyor ve kitaplarını ardı ardına okuyordum. Bir süre sonra yazarın tarzına o kadar alışmıştım ki kitapları beni yeterinde heyecanlandıramamaya başlamıştı. Bu hatayı yakın zamanda keşfettiğim yazarlarda da yapmamak için nispeten dengeli gitmeye ve farklı tarzlara sahip yazarlara ulaşmaya çalışıyorum.

Michael Connelly ise özellikle çok heyecanlı veya gerilimli bir polisiyenin ardından çok güzel gidiyor. Michael Connelly'nin daha önce incelediğim kitaplarında yazarın tarzından karşılaştırmalı olarak bahsetmiştim. Connelly'nin çok ayakları yere basan ve gerçekçi bir yaklaşımı var. Dolayısıyla henüz üç kitabını okuduğum yazarın karakterleri de katilleri de olayları da gerçekçi. Burada gerçekçilik ile sıkıcılık birbirine karıştırılmasın. Connelly gerçekçiliği akıcılıkla bir araya getirmeyi çok iyi biliyor. Modern Agatha Christie gibi; hayaletler, olağanüstü olaylar yok; her şey oldukça "insanca".

Bir bilimadamı olan Henry Pierce, yeni bir hayata adım atar ancak yeni dairesine bağlanan telefon, bağlandığı an itibariyle susmak bilmeden çalmaya başlar. Arayanlar her defasında Lilly adında bir kadınla görüşmek istiyordur. Geçmişinin gölgesi altında ezilen Henry, başının belada olduğunu fark ettiği bu kadına yardım etmek amacıyla ona ulaşmaya çalışır ve bu sırada suçsuzluğunu da kanıtlamalıdır.

Yanlış Numara, Pierce'ın uzmanlık alanı olduğundan nanoteknolojiyle, bilgisayarlarla, çiplerle, kimyayla ilgilenen okuyucuların daha fazla ilgisini çekecektir. Şayet teknoloji veya bilimle herhangi bir ilginiz yoksa Henry'nin işiyle ilgili bölümlerde kaybolmanız çok olası. Öteki yandan kurgunun akıcılığı ve yine son 100 sayfada her şeyin aniden hızlanıp keskin bir dönüşle "Vay canına!" dedirtmesi sayesinde yeniden doğru yolu bulacaksınız.

Fedakarlıklar, hayaller ve engeller.
Aslı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder