4 Haziran 2014 Çarşamba

John Sandford | Gölge Avı

Kendimi bildim bileli seri halinde aldığım kitapları hemen ardı ardına okumak ile yazarı ya da seriyi çabucak tüketmemek adına araya birkaç kitap alarak okumak arasında kalıyorum. Hatta, James Patterson'u ardı ardına okuduğum için artık kitaplarından etkilenmemeye başladığımı görmüş ve bunun aslında bir hata olduğunu fark etmiştim. Son iki üç aydır seri halinde aldığım kitaplarda aynı hayatı yeniden yapmamaya çalışıyorum.

John Sandford'un Av Kuralları ile başlayan serisinin ikinci kitabı, Gölge Avı, hakkında yazacağım bugün. Serinin bundan sonraki kitabı, Av Bakışı ancak X Avı, Y Avı, Z Avı şeklinde devam eden serinin sadece üç kitabı çevrilmiş. Dolayısıyla bundan sonraki kitapları orijinal dilinden okumam gerekecek. Bildiğiniz üzere John Sandford'un ana karakteri Lucas Davenport. Serseri, başına buyruk, otorite tanımayan, şiddet kullanmaktan korkmayan, politikacılar tarafından sevilmeyen, çapkın, çok çapkın, daha çok çapkın bir dedektif. İlk kitapta Kuduz Köpek davasını çözen Davenport, bu sefer de aslında sadece istihbarat sağlamak amacıyla birbirini takip eden bir dizi cinayete müdahil oluyor. Farklı topluluklardan farklı tipte insanlar boğazları kesilerek öldürülüyor ancak kurbanların tek bir ortak noktası var; o da her birinin Kızılderili düşmanı olması. E, öldürülen adamlar Kızılderili düşmanı olunca kitapta bol miktarda Kızılderili ile tanışıyoruz. Zaten ilk sayfadan beri kim olduğunu bildiğimiz katil/katiller de asi birer Kızılderili. Ama o Shadow Love yok mu, o Shadow Love!

Kitap, Kızılderililerin meramını ifade ederken çok daha derin bir kurguya sahip olabilirmiş. Bu nedenle yazarın konuyu kurgulaştırırken başarısız olduğuna inanıyorum. Böylesine çok sayıda polisiye üretilirken iyi polisiye ile kötü polisiyeyi birbirinden ayıran şey, ana kurgudan öte aktarılan meramlar ve destekleyici yan hikayeler oluyor. Kızılderililerin katil olduğu bir dünyada, o cinayetler birer ritüel haline getirilebilirdi veya Kızılderili efsaneleri eşlik edebilirdi hikayeye. Dolayısıyla, okuduğum onca sayfada Kızılderililere ait tek bir şey öğrenmedim. Yazar kitabını güçlendirmek için böyle bir yerden yürümeyince de zavallı (!) Davenport, bulduğu kadını öpmek; bir kere selamlaştığıyla sevişmek ve hatta birinin koynundan çıkıp diğerinin koynuna girmek zorunda kalıyor.

Evet, hayal kırıklığına uğradım çünkü Av Kuralları ile ilgili yazımda, karakterin bir sonraki kitapta iyice gelişeceğini ve sonraki kitapları daha çok severek okuyacağımı düşündüğümü söylemiştim. Ne yazık ki öyle olmadı.

Gölgeler, Aşklar, Taş Bıçaklar, Kızılderililer,
Aslı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder