3 Haziran 2014 Salı

Janne Teller | Ağaçtaki

Kitabı dün gece bitirdim ve yaşadığım şey; kitap bana bir sağ, bir sol gösterirken esaslısından bir aparkat yemekti. Şayet saat, gecenin üçü olmasaydı önce yazarın ve ardından yayınevinin karşısına çıkıp şunu soracaktım:"Anlamlarımdan ne istediniz?" "Şimdi Pierre-Anthon'dan ne farkınız kaldı?" 

Beni bilirsiniz; yayınevine, editöre, yazara ya da çevirmene söyleyecek bir çift lafım hep vardır. Bu defa yok! Zorluyorum; yine yok! Yazarın su gibi akan bir tarzı var, 180 sayfa civarında olan kitapta eksik ya da fazla tek bir kelime yok. Editör ise inanılmaz bir iş başarmış; tek bir imla hatası bile yoktu kitapta! Ve o çevirmen... Hain çevirmen... O da öylesine su gibi çevirmiş ki kitabın akıcılığına akıcılık katmış. Kısacası Ağaçtaki, üretim aşaması adına tam bir başarı örneği. 

Meram kısmı ise daha bir acayip! Nihilizmin bu kadar yalın bir şekilde anlatılabileceğini tasavvur dahi edemezdim.

Kitapta; bir grup öğrenci, hayatta hiçbir şeyin anlamı olmadığını ve hatta, anlamın dahi bir anlamı olmadığını iddia eden Pierre-Anthon'un hayatlarını anlamsızlaştırmaması ve onları da "hiçbir şey" gerçeğinin içine sürüklememesi için kendilerine anlam taşıyan nesneleri bir araya getirerek bir anlam yığını oluşturmanın ve Pierre-Anthon'a hatalı olduğunu kanıtlamanın peşinde. Sayfaları çevirdikçe, o küçücük çocukların anlam yığınına ekledikleri her nesnede kendilerinden bir şeyler kaybettiklerini görüyoruz. Çok ilginçtir ki, her ne kadar meramları farklı olsa da, Sineklerin Tanrısı gibi bir yere götürüyor bizi. Yer yer dehşete düşürüyor. 

"Neden bir an önce anlam ifade eden hiçbir şey olmadığını kabullenip, gerçekten var olan "hiçbir şeyin" tadını çıkarmıyorsun?"

Ağaçtaki, son zamanlarda sürekli raflarda gördüğüm ve merak ettiğim kitaplardan biriydi. Hele, İzmir Kitap Fuarı'nda, ON8 Yayınlarının ayraçlarıyla, broşürleriyle, küçük notlarıyla ne kadar iyi hazırlanmış olduğunu da görünce yayıneviyle iletişime geçtim. Ertesi gün, üç adet Ağaçtaki kapımdaydı; biri benim için, diğerleri çekilişle sizlere ulaştırabilmem için. Ama kitabı bu kadar sevebileceğimi hiç düşünmemiştim. o yüzden, diğer kitapları size VERMEYECEĞİM! HEPSİ BENİM!

Yalan tabii. Paşa paşa vereceğim. Vereceğim ki sizler de Jane Teller'la tanışın. Sizler de anlamlarınızı sorgulayın. Sizler de aparkat yiyin. Bir tek ben mi gözü mor, çenesi kaymış bir şekilde dolaşacağım ortalıkta!

Hiçlikler, anlamlar, küller,
Aslı

Not: Ağaçtaki çekilişi çok yakında!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder