5 Haziran 2014 Perşembe

James Patterson | Balayi / Honeymoon

Kaliteli bir polisiye arayışında olup bulamayanlardansanız en acilinden bu yazının başlığına tıklamanız gerekiyor. Aynı anda, kitap almak için kullandığınız web sitelerinden birini de sağ tıklamak suretiyle yeni bir sekmede açıp arama kutucuğuna tıklayabilirsiniz. Zira, doğrudan kitabın adını o arama kutucuğuna yazmanızı ve sepete ekle düğmesine basmanızı öneriyorum. Hem de öyle böyle bir şiddetle değil.

Balayı, bundan altı ay kadar önce sadece James Patterson'a ait olduğu için arka kapak yazısını bile okumadan aldığım bir kitaptı. Hatta üzerinde James Patterson adını görünce öyle hızlı atmışım ki sepete, kitabın adını bile evde fark ettim. Honeymoon... Balayı... Neydi bu şimdi! Balayı diye kitap mı olurdu!? James Patterson da mı romantik bir kitap yazmıştı!? Yoksa ben halüsinasyon mu görüyordum!?

Bir şekilde Balayı'nı aradan çıkarmak için elime aldım. Üçüncü sayfasında gözlerim fal taşı kadar açılmıştı. Altıncı sayfasında "Yok artık!" diyordum. Yirminci sayfada "Lan!!" demeye başladım. O sayfalar ilerledikçe benim de ettiğim küfürlerin dozu arttı. Her bölümün sonunda kendimi bir o duvara bir bu duvara vurulmuş gibi hissettim.

Balayı, bir polisiyenin sahip olması gereken her şeye sahip. Heyecan verici, şaşırtıcı, okuması kolay, içinde ağır hiçbir meramdan bahsedilmiyor. İşlerimin yoğunluğundan iki günde okuduğum kitabı, zamanım olsaydı hiç sıkılmaksızın tek bir günde okuyabilirdim. Hatta keşke zamanım olsaydı ve bir solukta bitirebilseydim. Kitabı o derece sevdim ki aylar önce okumuş olmama rağmen Balayı'nı nasıl anlatacağımı bilemediğimden incelemesini yazmayı hep erteledim. Derken son incelemelerime gelen "Kaliteli polisiye bulamıyorum." yorumlarını görünce doğru zamanın geldiğine karar verdim.

Kitabı fazlasıyla övdüğümün farkındayım. Belki bu kadar olumlu davranıp beklentilerinizi çok da yükseltmemem gerekiyor. Sonuçta, bir kitaptan aldığımız zevk en yalın haliyle okuduğumuz bir önceki kitaba, içinde bulunduğumuz ruh haline ve hatta o gün telefonumuzun kaç defa çaldığına bile bağlı. Öteki yandan Balayı, Patterson hakkında hiçbir fikri olmayan bir polisiye okuyucusuna hiç çekinmeksizin önereceğim kitapların başında geliyor. Dolayısıyla olsun varsın, beklentileriniz yükselsin. Eminim ki Balayı'nı sevecek ve Patterson'un geçtiğimiz aylarda yazdığı Second Honeymoon'u benim gibi deli divane arayacaksınız.

Ama şu konuda anlaşalım.

John O'Hara benim!

Keyifli okumalar, öpücükler, O'Hara'lar.
Aslı

Kitabın Goodreads'deki sayfası için tık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder