4 Haziran 2014 Çarşamba

Helene Wecker | Golem ve Cin

Orhan Pamuk, Yeni Hayat isimli kitabına "Bir kitap okudum ve hayatım değişti." diye başlar. Şimdiye dek bu cümleyi sadece Parfümün Dansı ve Dur Bir Mola Ver için kullanabiliyordum; artık bir de Golem ve Cin var. Golem ve Cin bittiğinden beri sürekli dalgalanan bir ruh hali içerisindeyim. Bir boşluk içinde yüzüyorum sanki.

Golem ve Cin, masaldan daha masal; gerçekten daha gerçek bir kitap. Helene Wecker öylesine öyle güzel yazmış; hayatın her noktasıyla ilgili öyle kilit gözlemlerde bulunmuş ve kimi zaman gerçekliğiyle tiksindiren bu durumları hepimizin çocukluğunda dinlediği masallara öylesine güzel yedirmiş ki... Büyüleyici! Tek kelimeyle büyüleyici! Kitap; iyiliğe, kötülüğe, varlığın amacına, Tanrıya, inançlara, korkulara, benliğe, karşılıklara, sevgiye, aşka, sonsuzluğa, sona, ironiye, yaşama, ölüme her şeye dair. Evet, kilden yapılmış bir Golem ile bir Cin'in hikayesini okuyoruz kitapta; karakterlerden biriyle bildiğimiz her şeyi yeniden öğreniyor, diğeriyle öğrendiklerimizi tekrar tekrar sorguluyoruz. Her an bir tarafa düşeceğimiz korkusuyla mantık ile tutkunun arasındaki o incecik çizgi üzerinde yürüyoruz ve sadece ironi soluyoruz. Kadının güçlü, erkeğin zayıf olduğu sayfalarla başlıyor kitap; iyinin kötü, kötünün iyi olduğu sayfalarla sona eriyor. 

Ne kadar çok etkilendiğimi anlatabiliyorum değil mi? 
Emin olun; anlatamıyorum.

Kitabın dili kusursuz; çevirisi mükemmel. Bunun için Can Yapalak ciddi bir alkışı hak ediyor; gördüğüm kadarıyla henüz raflardaki ikinci işi ancak böylesine yerinde, böylesine düzgün cümleler kurmak her babayiğidin harcı değil. Tüm kitapta sadece dört adet imla hatası buldum; 4. Ve bunlar, sadece tek bir harfin yanlışlıkla eklenmesinden kaynaklanıyordu. Bu da çevirmen kadar editörün de büyük bir başarı sergilediğini gösteriyor. Buradan ne anlıyoruz? Bir kitabı satmak için afilli kapaklara, baskılı ayraçlara, parlak sayfalara ihtiyacımız yok. Başarılı bir çevirmen ve doğru bir editör bir araya gelince tertemiz bir iş çıkıyor.

Kitap okurken o minik renkli kağıtlarla en sevdiğim kısımları işaretlediğimi biliyorsunuz. Bu sefer tek bir satırı bile işaretlemedim çünkü elim yeniden Golem ve Cin'e gittiğinde birkaç satırını okuyup kapağını kapatmak istemiyorum. Seneler içinde dönüp dönüp yeniden okuyabileceğim bir kitap haline gelsin istiyorum. Bugün aslında bir "Cin" olduğumu düşünürken zaman ilerledikçe bir "Golem'e" dönüşecek miyim merak ediyorum.

Doğan Kitap'a beni Golem ve Cin'i bir haftada okuyacaklardan biri olarak seçtiği için de çok teşekkür ederim. Tür takıntım nedeniyle böylesine inanılmaz bir kitabı gözden kaçırabilirdim.

Golemler, Cinler, İroniler,
Aslı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder