24 Haziran 2014 Salı

Carlene Thompson | If You Ever Tell

En sevdiğiniz insanların bile, korumak uğruna insanları öldürmekten çekinmeyecekleri sırları vardır.

If You Ever Tell, Carlene Thompson’ın en iyi kitabı olmamasına rağmen yine de oldukça sürükleyici ve heyecanı dorukta tutan bir kitap. Yazar, okuyucunun neredeyse her karakterden şüphe duymasına neden oluyor. Okuyucu ise karakterlerin sırlarını öğrendikçe katili gittikçe daha fazla merak etmeye başlıyor. Sonuç olarak 350 sayfalık kitap iki üç gün içinde bitiyor. Bence Carlene Thompson, genellikle kadın okuyucuların yere göğe sığdıramadığı Nora Roberts’tan çok daha iyi bir yazar. Bir yandan, kadın yazarların ana karakterlerinin kadın olması ve ana hikayenin bir aşkla taçlandırılması geleneğine sadık kalıyor. Öteki yandan ise ana karakterle aşık olduğu adam arasındaki ilişki asla okuyucunun gözüne sokulmuyor; daha ziyade, heyecanın biraz yatışması amacıyla kullanılıyor. If You Ever Tell’de de durum aynı. Buna ek olarak, Carlene Thompson, tıpkı Michael Connelly gibi katili, daima okuyucunun en ummadığı kişi yapmakta oldukça başarılı. Şüpheyi daima başka karakterlerin üzerinde topluyor. Bu nedenle, bütün taşların yerine oturduğu son 50 sayfa rüzgar gibi geçip gidiyor.

Kitapta, psikolojik sorunlar yaşayan bir anneyle gözü paradan ve hırstan başka bir şey görmeyen bir babanın kızı olan Teresa'nın hikayesi anlatılıyor. Teresa’nın babası, aynı zamanda evlilik dışı ilişkiler yaşıyor ve kendisinden çok daha küçük bir kadınla evlenerek Teresa’nın ve ağabeyinin velayetini alıyor. Teresa henüz 17 yaşındayken babası ve üvey annesi, bir gece yataklarında uyurlarken bıçaklanarak öldürülüyor ve üvey kardeşi, Celeste, ağır yaralanıyor. Sadece kolundan yaralanan ve Celeste’yi kurtaran Teresa, hem halkın hem de polisin gözünde baş şüphelilerden biri oluyor zira Celeste, olaydan sonra bir daha hiç konuşmuyor. Ardından yirminin üzerinde kurbanı olan bir seri katilin, cinayeti işlediğini itiraf etmesiyle üzerindeki baskı azalıyor ancak yine de Teresa, asla insanların gözünde aklanmıyor. Aynı gün, Teresa’nın akıl hastası annesi de kayboluyor. Teresa, bu nedenle, annesinin en yakın arkadaşı olan Carmen’le birlikte yaşamaya başlıyor. Olayın ardından tam 8 sene sonra –Teresa’nın tam da düzenini ve işini kurduğu ve sonunda hayatını, sekiz sene önce yaşanan cinayetin gölgesinden kurtardığı anda- bahsi geçen seri katil, idama gitmeden hemen önce, söz konusu suçu işlemediğini, sadece ün kazanmak için cinayeti üzerine aldığını söylüyor. Bunun üzerine gözler tekrar Teresa’ya dönüyor.

Bu kitabı ve özellikle Carlene Thompson'ı okumanızı deliler gibi istiyorum ancak kadının Türkçe'ye çevrilmiş bir tane kitabı bile yok. Bu nedenle, özellikle kanlı sahnelerden hoşlanmayan ama polisiye seven kadınların Amazon gibi sitelerden sipariş vermesi gerekiyor. Bu durumda ne diyoruz! Kahrolsun bazı kargo ücretleri!

Öpücükler,
Aslı
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder