5 Haziran 2014 Perşembe

Agatha Christie | Nil'de Ölüm


Nil'de Ölüm, Agatha C'nin en başarılı romanlarından ve ciddi bir saygı duruşunu hak ediyor. Bu roman da diğer romanlarına benzer şekilde okuyucuyu olay örgüsünün içine çekerken, diğer romanlarından farklı olarak katilin kimliğini tahmin etmenize olanak dahi tanımıyor. Bir süre sonra kitapta karşılaştığınız her karaktere önce potansiyel katil, sonra da potansiyel kurban olarak bakmaya başlıyorsunuz.


Linnet Ridgeway genç, ziyadesiyle güzel, inci parlaklığında, fazlasıyla zengin ve henüz reşit olmamış genç bir kadındır. Bir gün en yakın arkadaşı Jackie tarafından ziyaret edilir. Jackie ona nişanlısından, birbirlerini ne kadar sevdiklerinden, Simon'un aslında bir asil olduğundan ancak işten çıkartıldığından bahseder. Sevgisinden başka hiçbir şeyi olmayan Jackie, sevgiden başka herşeyi olan en yakın arkadaşından bir iyilik ister. Simon Doyle'a iş vermesini rica eder. Linnet önce işi, sonra da kendini verir Simon'a ve en yakın arkadaşının nişanlısını elinden alır...

Çift nereye giderse gitsin Jackie onları takip etmeye başlar. Bu durum Linnet için oldukça sıkıcı bir hal almaktadır, Simon ise sinirden köpürmekte, Jackie'nin boğazını bir çırpıda kırıvermek arzusuyla yanmaktadır. Derken balayı için Mısır'a giderler, onlarla aynı gemiye binecek yolcular içinde önce burnu büyük Poirot'u ve ardından Jackie'yi görünce Jackie'den kaçış olmadığını anlamak zorunda kalırlar. Bir gün kaçmayı kesip onunla savaşmaya başlamaları gerekecektir.

Ve gemi hareket eder.

Ve cinayetler başlar.

Ve nihayet, Poirot herşeye açıklık getirecek en önemli ipucunu bulmuştur.

Nil'de Ölüm gerçekten saygı duyulması gereken bir kitap, hatta Agatha Christie'yi daha önce okumayanlara da seriye giriş açısından ilk olarak tavsiye edebileceklerim arasında. 

Kitabı okurken sadece bir cinayet hikayesi okuduğunuzu düşünüyorsunuz, hem de çok zekice kurgulanmış bir tanesini! Ama kitap bittikten sonra aslında okuduğunuzun yalın bir cinayet romanı olmadığını anlamaya başlıyorsunuz.

Bence bu kitap "duyguların insan bedeninde betimlenmesi" meselesinin en iyi örneklerinden bir tanesi. Gerçekten o kıskançlık, bu şefkat, bu kibir, bu gurur... Okurken tanıştığınız bütün karakterlere birer duygu biçerken buluyorsunuz kendinizi, en azından cinayet romanı aşıklarının bu yolda ilerleyeceğini düşünüyorum.

Benden küçük bir tavsiye, Nil'de Ölüm'ü okumadan Ölüm Oyunu'nu okumayın zira Ölüm Oyunu'nda çok sayıda geri dönüş var. Linnet'ten, o gemide olanlardan sıklıkla söz ediliyor. Karakterlere yabancı olmamanız gerekiyor Ölüm Oyunu'nu okurken. Nitekim ben de size verdiğim tavsiyeyi dinleyip, Ölüm Oyunu'nu yeniden okuyorum, en kısa zamanda onun hakkında da yazabileyim diye:)

Öpücükler!
Aslı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder