5 Haziran 2014 Perşembe

Agatha Christie | Cinayetler Oteli


Polisiye romanlar kraliçesinin aslında pek el üstünde tutamayacağımız kitaplarından biri Cinayetler Oteli... Olaylar ve fikirler her zamanki gibi harikülade lakin Cinayetler Oteli kısa kesilmiş bir kitap izlenimini veriyor. Sanki asıl üzerinde durulması gerekenler yerine yan hikayeler fazlasıyla vurgulanmış gibi...


Kitap, kitaba adını veren uzunca bir öykü ve nispeten kısa bir öyküden oluşuyor. İlk öykü Cinayetler Oteli, ikincisi ise Greenshow'un Deliliği... Her öyküde de Christie'nin ana kahramanlarından biri olan saygıdeğer Jane Marpleön planda. Miss Marple yine gözlem yeteneğini konuşturuyor ve yine kendini bir anda cinayet soruşturmalarının ortasında buluyor!

Cinayetler Oteli 1960'lı yıllarda Londra'daki Bertram Oteli'nde geçiyor. Bertram öyle bir otel ki çay içilen porselenlerden, konuklarına, dekorundan, çalışanlarına 1900'lü yılların başlarını yaşatıyor. Çocukken bu oteli ziyaret eden Marple, yeğenlerinin teyzelerini bir tatile gönderme planları üzerine kendisini yıllar boyunca hiç değişmeden kalmış gibi görünen Bertram Otelinde buluyor. Otel çok pahalı, çok elit bir kesmi misafir ediyor ancak yolunda gitmeyen birşeyler var... Soygunlar oluyor, Marple aslında önemsiz gibi görünen konuşmalara kulak misafiri oluyor ve sonunda bir cinayet işleniyor... Ve kahramanımız Marple her zamanki gibi kendisini yine bir cinayet soruşturmasının ortasında buluyor!

Greenshow'un Deliliği ise binbir mimari tarzın bir araya getirilip oluşturulduğu dehşetli bir ev! Miras, para, malikane, mirasta gözü olanlar, üç zanlı, cinayet ve Marple... Bu sefer Marple doğrudan hikayenin içinde değil lakin yine de işlenen cinayeti ustalıkla çözmeyi beceriyor!

Cinayetler Oteli okumadan ölmeyin diyebileceğim bir kitap değil ne yazık ki! Ancak Agatha Christie severlerin seriyi tamamlamak üzere okumaları gereken ve Christie'nin yazınının gelişimini çok da iyi bir şekilde gözler önüne seren bir kitap.

Elimdeki kitabın çok eski basım olmasından kaynaklandığını düşündüğüm bazı sorunları da yok değil... İmla hataları, bazen Jane yerine Joan demeler, bazı yerlerde yanlış çevrilmiş ve bir türlü anlamını kavrayamadığım cümleler, vs... 

Kitap hakkında yazmak üzere birkaç gün önce kitabı elime aldığımda aslında Bertram Otelinin tasvirlerinden başka hiçbir şey hatırlamadığımı fark ettim ve üzerine yazabilmek adına yeniden okudum. Siz de okuduğunuzda ve üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra muhtemelen benimle aynı şeyleri hatırlıyor ve olayın aslında ne olduğunu unutmuş olacaksınız!

Her ne kadar diğer kitaplarının yerini tutamasa da yine de Agatha Christie'nin hatrına okunması gereken ya da en azından saygı duyulması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum Cinayetler Oteli'nin...

Aslı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder